Akademik Mekanik Okuma Nasıl Yapılır?

Geçen hafta yazdığım akademik okuma (ya da notlandırma) bilgiseli çok ilgi gördü ama açıkçası yazıyı üstünkörü yazmıştım.

Daha açık seçik bir bilgiselle hızlı ve etkin akademik okuma metodumu anlatayım.

Birkaç husus: 

1) Buradaki tavsiyelerim tarih alanında Ph.d. yeterliliğine yönelik okumalarda uyguladığım metoda dayanıyor. Buna mekanik okuma diyorum. Mekanik okuma, bir kitaptan almanız gereken argüman & bilgiyi max 4-5 saatte almayı hedefler. Bu metot, çok uzun zamana yayılmış hantal, hedefsiz, ya da herşeyin altını çizerek yapılan vakit kaybının yerini almalı. 

2) Bu yöntem, İngilizce akademik tarih metinlerini okurken daha kullanışlı olabilir çünkü bunlar Anglo-Sakson literatürünü okurken geliştirdiğim teknikler.

3) Mekanik okuma, araştırma/inceleme alanındaki her kitaba hızlı ve tam anlamıyla hakim olmak için de uygulanabilir. Bu metot esasen az zamanda çok şey okuma tekniğidir. Mesela doktora yeterlilik yaklaşırken, bu metotla günde 1 veya 2 kitap elden geçer.

4) Bu metot, bir konu hakkında temel bilgi edinirken (textbook okurken) yardımcı olmayabilir. Aşağıda buna tekrar değiniyorum.

Öncelikle sunuş kısmını nasıl okuyacağız ona bakalım.

Kitabın sunuş (introduction) bölümünü mutlaka pür dikkat okumak gerekiyor. İyi yazılmış bir sunuş, kitabın argümanlarını literatürde o ana kadar ortaya atılmış birçok başka argüman içerisinde bir yere oturtur.

Bir konudaki argümanları ve yazılmış her bir kitabı bir duvarın tuğlaları (ya da satranç hamleleri) gibi düşünmelisiniz. Aynı konuda yazılmış kitaplar birbirini tekzip için yazılmaz. Böyle olanları olsa da, esasen aynı konu hakkındaki her kitap sadece farklı bir bakış açısıdır.

İdeal olarak, her kitap özünde bir soruya ve o bir sorunun ilham olduğu başka küçük sorulara verilmiş bir cevaptır. Sunuş, size kitabın sorduğu esas soru ve ondan mülhem diğer soruları açıkça göstermeli. Sonra o sorulara verdiği cevapların bir özetini vermeli.

Sunuş bölümü ayrıca kitabın bölümlerinin/chapterların kısa özetlerini verir. Kitabın her bir bölümünün kitabın sorularıyla alakasını sunuşta öğrenirsiniz. Bu özeti akademisyenler bazen “1. bölümde şunu anlattım, 2. bölümde bunu anlattım” vs. diye yaparlar.

Bu şekilde kitabın bölümlerini anlatmak kolaydır ama bu tip sunuşlar kuru ve tekdüzedir. Bazı akademisyenler, kitabın bölümlerini sunuş kısmında hülasa bir nesir içinde anlatırlar; bu usulü edebi kabiliyeti yüksek yazarlar tercih ederler.

Şunları akılda tutmak gerekiyor: Her akademisyen iyi yazar değildir ya da her iyi yazar iyi araştırmacı olmayabilir. Bazen son anda yazıldığı belli bir sunuş okuyabilirsiniz. (Mesela yayına yetiştirme kaygısıyla böyle olabilir.) Bazen de sunuş iyi yazılmıştır belki ve = = sizi kitap hakkında heyecanlandırır, ama kitabın chapterlarına geçtiğinizde, yazarın sunuşta vaat ettiği argümanları ve anlatıyı bulamayabilirsiniz. (Fikir ve argümanlar etraflıca düşünülmüş ama research iyi yapılmamış olabilir.) Okurken bu noktaları değerlendirmek gerek.

Eğer sunuş kısmında, başka kitaplardan & argümanlardan farklı ne söylendiğine dair bir bilgi yoksa, yani kitap evvelki literatürle bir diyaloğa girip üstüne birşey eklemeyi vaat etmiyorsa, kitapta orjinal bir argüman yoktur muhtemelen. Sırf arşiv belgesi ifşa etmek için yazılmış, istatistiki bilgi yığınından ibaret kitaplar böyledir. Bunun örneklerini Türkçe'de daha çok görüyoruz.

Chapterlara geçmeden şunun altını çizeyim: İyi kitapların bir senaryosu vardır. Benim okuduğum en iyi akademik tarih kitapları bir hikaye anlatır. Eğer böyle değilse, kitap bir bilgi yığını hissi verir. İyi tarihçi iyi senaryo üretendir.

Burada kurgu senaryodan bahsetmiyorum; kitabın ortaya attığı argümanların bütüncül bir hikaye içinde anlatılmasından bahsediyorum. Batıda bunun iyi örnekleri çok. Bence sebebi şu: Okumaya meraklı bir lise mezunu (mesela Amerikalı) öğrenci klasikler dahil 1000 kitap okumuş oluyor.

Bunlar haliyle tarihçi olduklarında iyi metinler yazıyorlar. Tabiiki az belgeyle yazılmış ve olasılıkları abartarak hikayesini anlatan akademik kitaplar da Batı akademisinde çok. Yani Tr’de tarihçilikte problem belge fetişizmiyse, Batı’da da hikayenin abartılması olabiliyor.

Bölümlere geçelim:

Yine yazarın iyi bir yazar olduğunu farzediyorum: Her bölümüm ilk birkaç sayfası o bölüme bir sunuş olmalı, bölümün nelerden bahsettiğini ve esas argümanı nasıl desteklediğini açıklamalı. Her bölümün başındaki sunuş sayfaları dikkatlice okunmalı.

Her bölümün ilk sayfalarını okuduktan sonra şöyle devam edin: Takip eden her paragrafın ilk cümlesini okuyarak bütün bölümü tarayın. İyi yazarlar, her paragrafın ilk cümlesini paragrafa bir intro cümlesi olarak yazarlar. Her paragrafı bu şekilde hızlıca “tarıyorsunuz.”

Bu esnada konsantre bir biçimde gözleriniz önemli kelime, bilgi, yorum taramalı. Bu şekilde, paragraf ya da sayfa atlamadan chapter sonuna kadar tarıyorsunuz. Bazı yazarlar chapter sonuda kısa bir bölüm özeti & sonuç kısmı yazabilirler. Buraları da okuyun.

Bu şekilde kitabın bütün bölümlerini sayfa/paragraf atlamadan tarayın. En sonda sonuç kısmını aynen sunuş kısmı gibi dikkatli okumalısınız. Sonuç kısmı ya kitabı özetler ya da tartışmanın nerelere evrilebileceğine dair yeni sorular içerir (bazen 2sini birden yapar.)

Akademik kitapları en hızlı ve verimli okuma yöntemi budur.

Bu şekilde okurken belki ilginç detayların altı çizilir ama esas işaretlenecek yerler analiz ve argüman olan yerlerdir. Ben satır çizmem okurken, daha çok argüman/analiz olan yerlerde kenara noktalar bırakıyorum.

Şimdi bazı caveatlar/ihtarlar var: Bu yöntemle literatür bilginiz ve hakimiyetiniz artar ama tarihi bilginin kendisini öğrenemezsiniz. Gerçi tarih bilgisi zaten tek seferde ezberlenecek bilgi de değildir. Olgularla ilgili detaylar (kim, ne, ne zaman, nerede vs.) ancak zamanla ve sürekli o bilgiyle karşılaşmayla zihninize oturur, ezberle oturmaz. Tabii ki “textbook” okumanız gerekiyorsa daha dikkatli okuyun. Zaten bir konuda bence önce textbook okumalı. Ama amaç yine ezber olmamalı; amaç olay akışının genel % hatlarini anlamak olmali. Textbook okurken de herşeyin altı çizilmez. Verimli mekanik okuma, textbook okuması da olsa, baştan sona kadar kısa sürede giderek genel hatları anlayan okumadır.

Yani bana Karlofça’nın maddelerini sorsanız bilmiyorum. Bunu bilmek tarihçi olmak demek değil. Bu bilgi zaten bin tane yerde yazıyor, gerekirse bakarım. Bayat gelecek ama tarihçilik bilmek değildir; anlamaktır.

“Fatih Hristiyan mıydı?” “Merzifonlu’nun kafatası filanca yerde mi?” “Mustafa Reşit Paşa mason muydu?” Bunlar tarihi “anlamak” için sorulmuş sorular değil. Tek başına bu soruları sorduğunda magazin sorusu soruyorsun. Akademik tarihçilikte bu sorularla ilgilenilmez.

Romantik okuma meselesinden bahsedecektim, unuttum. Romantik okuma, tarihte büyüleyici, vay anasını derdirtecek bilgi arayan bir okuma tarzıdır. Tarihçiye meddah, tarihe de seyirlik oyun hatta keyif verici madde muamelesi yapar bu tip okuma.

Tarihi profesyonelce okurken büyülenmek, kendimizden geçmek, eşsiz benzersiz anlar bulmak için okumuyoruz. Profesyonel tarihçilik, kitapları mekanik okuyup, argümanları biriktirir ve olayların gelişimine dair bakış açılarını anlamaya çalışır.

Bu şekilde argümanları biriktirerek belli bir konudaki literatüre (farklı dilleri hesaba katarak) ne kadar hakimseniz işte o alandaki literatüre o kadar hakimsiniz.


Bu yazı Yaser Yılmaz hocanın twitter gönderilerinden derlenmiş halidir. Yazının aslına ulaşmak için TIKLAYIN


Akademik Kadro İlanları uygulamasını indirin akademik haberler, akademik kadro ilanları, burs ilanları, akademisyenler, akademisyen olmak isteyenler, akademik kariyer yapanlar, yapmak isteyenler ve yüksek lisans & doktora hakkında bilgilere anında ulaşın.


  • Akademik Kadro İlanları
  • Burs İlanları
  • Açık Arşiv Siteleri
  • Ücretsiz Kurslar
  • YDS/YÖKDİL
ve akademik çalışmalarınızda büyük kolaylıklar sağlayacak pek çok şey paylaştığımız Telegram kanalımızı takibe alarak haberdar olabilirsiniz.

Link: https://t.me/Cenk_Akademi

Not: Telegram Kanalını takibe alanlar birbirlerini göremez ve özelden mesaj yazamazlar. Ayrıca tüm paylaşımlar sadece yönetici tarafından yapılır.

Yorum yap

Daha yeni Daha eski