Oğuz Kağan Kimdir?

Özetle Hun İmparatoru Oğuz Kağan Kimdir ve Destanı Nedir?

TÜRK-Hun İmparatorluğu’nun kurucusudur. Babası, Bulcar Han’ın oğlu olan Teoman Han, anası Ay Han’dır. Kahramanlık ve zaferleri «Oğuz kağan Destanı» ile Türk milletine mal olmuş bir hükümdardır. Üvey anası, tahtı öz evlâdına kazandırmak için, onu kendisine tasallut etmekle suçladı. Uzun mücadeleden sonra, kurduğu orduyla üvey anasını ve kardeşini mağlup etti. Büyük Türk - Hun İmparatorluğu'nu meydana getirdi.

Oğuz Kağan ve Destanı

"Onun hayat hikâyesini de, zaferlerini de Oğuz Kağan Destanından öğreniriz.. Ay Han'ın dünyaya getirdiği ve Teoman Han'ın Mete adını verdiği çocuk, kara saçlı, kara kaşlı, gök gözlü, kızıl dudaklı idi; perilerden bile güzeldi. Anasından yalnız bir defa sütemdi, başka emmedi. Konuşmaya başladı; çiğ et ile kımız istedi. İlk aşı yediğinin kırkıncı günü yürüdü; güreşmeye, ata binmeye, geyik avlamaya başladı. Bu bir çocuk değil, sanki fırtınaydı. Ele avuca sığmak bilmiyordu. Günler ve gecelerden sonra bileği bükülmez bir yiğit oldu.

Samur omuzlu, kurt belli, nur yüzlü ve avucunun içi kan gibi kıpkırmızı olan bu yiğit, delikanlılık çağına geldiği sırada, civar ormanlarda barınan ve etrafa dehşet saçan bir canavar türemişti. Ormanda tek başına bu canavarı bekledi. Onu üzerine çekip döğüştü. Bu amansız boğuşma sonunda canavarı öldürüp başını kesti. Civardaki aşiretlerin hepsi bayram ettiler. Sonra aşiret beyleri bir araya geldiler. Kendilerini bir bayrak altında toplayacak kahramanın nihayet ortaya çıktığına karar verdiler. Onun etrafında, onun gök bayrağı altında toplanmaya başladılar.

Oğuz Han adıyla anılan Mete bir gün «Buzdağı» üzerinde otağını kurmuştu. Sabah tan yeri ağarırken otağın içine güneş gibi bir ışık girdi. O ışıktan boz tüylü, boz yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Bu boz kurt kendisine «Ey Oğuz, artık ben önde yürüyeceğim» dedi. Oğuz kağan ordusunu toplayıp Bozkurt'un peşine düştü.

Oğuz Han, Bozkurt'un peşinde bir çok diyar dolaştı, pek çok savaşlar verdi. Bir çok ülkeler fethetti. Kurduğu büyük Türk devletinin sınırlarını Japon Denizi'nden Volga ırmağına kadar uzattı. Çinlileri büyük bir yenilgiye uğratarak büyük zafer kazandı. Oğuz kağan bütün Türk boylarını da bir araya toplamıştı. Türkler kendisine, gök kudreti anlamına gelen «Tanrı Kut» dediler. Beylerinden olan Kıpçak, Karluk, Kalaç ve Kankılı'yı aldığı ülkelere vali yap­tıktan sonra memleketine döndü.

Oğuz kağan iki kez evlenmişti. İlkin Tanrı'ya yalvarırken, birden etraf zifirî karanlık kesilmiş ve gökten sanki bir nur inmişti yeryüzüne bu karanlığı parçalayarak. Aydan da güneşten de çok daha parlak olan bu nurun içinden bir kız çıkıvermişti Oğuz Han'ın karşısına. Bir ay parçası kadar güzel olan bu kızın yüzündeki ben bir elmas gibi ışıklar saçıyordu. Gülünce sanki mavi gökler de gülüyor, ağlayınca bütün TürKeli ağlıyordu âdeta. Bu kıza vuruluverdi Oğuz kağan. Onu hayat arkadaşı, eş seçti.

Bu güzeller güzeli kıza Işık Han adını verdi. Işık Han'dan üç erkek evlâdı dünyaya geldi.

Sonra, yıllar sonra bir gün ormanda avlanırken bir gölün kenarındaki ağacın kovuğunda güzel mi güzel bir kızla karşılaştı. Saçları ırmağın o billur akışına. güzel gözleri ise gökyüzünün o eşsiz maviliği'ne benziyordu bu kızın. O anda yüreğine sanki bir od düşüverdi Oğuz'un. Gönlü bu güzel kıza akıverdi. Ve onu da hayatının ikinci kadını olarak seçti Bu kıza Ay-Su Han adını verdi. Ondan da üç erkek evlâdı dünyaya geldi.

Oğuz Kağan'ın yanından eksik etmediği Uluğ Türk adında, ak sakallı bir bilge vardı. Her işinde, pek saydığı Uluğ Türk'e fikir danışırdı. Ak sakallı bilge, bir gece düşünde, bir altın yay ile üç gümüş ok gördü. Altın yay, gündoğusundan günbatısına doğru uzanıyordu. Üç gümüş ok da kuzeye doğru gitmekte idi. Uluğ Türk ertesi sabah bu düşünü Oğuz'a anlattı. Öğüt verdi. Oğuz Kağan oğullarını topladı; üç büyük oğlu olan Gün, Ay ve Yıldız'ı doğuya, üç küçük oğlu olan Gök. Dağ ve Deniz'i batıya doğru yola çıkardı.

Gün Han, Ay Han ve Yıldız Han yolda bir altın yay; Gök Han, Dağ Han ve Deniz Han da üç gümüş ok buldular. Alıp babalarına getirdiler. Oğuz Han bundan sonra Ulu Kurultay'ı topladı. Halkı çağırdı. Artık kocamış bulunan ulu hükümdar, bir bayrak al­ tında topladığı 24 Türk boyu ile istilâ ettiği bunca yerden meydana gelen uçsuz bucaksız ülkesini altı oğlu arasında pay etti. «Ey oğullar, çok yaşadım. Çok savaştım. Çok ok attım. Çok kılıç salladım. Düşmanlarımı ağlattım. Dostlarımı güldürdüm. Artık ben Gök Tanrı'ya karşı olan borcumu ödedim. Sizlere yur­dumu veriyorum. Bu topraklar üzerinde bilgelik ve esenlikle yaşayın. Gök Tanrı'nın buyruğundan da dışarı çıkmayın,» dedi ve gök renkli gözlerini fâni dünyaya yumdu..." ( 1971:1)

Netice itibariyle Oğuz Kağa'nın kim olduğunu, Oğuz Kağan destanı hikayesinden kısaca bahsettik. Babası Metehan ile giriştiği mücadele taktire şayandır.

Kaynakça

Kitap adı: 100 Ünlü Türk

Yazar: Yok-Hürriyet Kollektif Yayıyı

Basım Yılı: 1971